8 Mart 2016 Salı

Kadınlar Gününün Anlam ve Önemi

8 Mart 1857 yılında Amerika'da bir dokuma fabrikasında çalışan çok sayıda kadın işçi çalışma koşullarının iyileştirilmesi için grev yapmışlar.Ancak grev esnasında polisin kadınlara saldırması ve kadınları fabrikaya kilitlemesi sonucu fabrikada çıkan yangında çok sayıda kadın işçi yanarak can vermiş ve cenazelerine binlerce insan katılarak çok ses getirmiştir. Daha sonraki yıllarda dünyanın birçok yerlerindeki sivil toplum kuruluşları tarafından kadın haklarının gündeme getirildiği sıralarda 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü ilan etmek için çalışmalar yapmışlar ancak resmi olarak 1960'lardan sonra Amerika'da da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilan edilmesi ile tüm dünyaya yayılmıştır.Aslında 8 Mart Kadınlar günü kutlama değil, emekçi kadınları anma günüdür. Kadın haklarının da en çok gündeme geldiği günlerden bir gündür aslında.
Aslında dünyanın hiç bir yerinde kadınlara gereken değer verilmiyor.Kadınlar bir metaa olarak, hizmetkar olarak görülüyor, horlanıyor, ikinci plana atılıyor.Birçok bilimsel, siyasal, kültürel ve etkin alanlarda erkek hakimiyeti daha ağır basıyor.Bir önceki yazımda "Duvarların Arkasında" adlı müslüman kadınlar hakkında yazılmış bir kitaptan bahsetmiştim ve Türk islam kadını olarak onlardan çok daha şanslı olduğumuzu da dile getirmiştim.Tabii ben kendi açımızdan olaya bakmıştım.Kırsal kesimlerimizde, bazı bölgelerimizdeki kadınlarımızın durumları içler acısı.Kadınlarımıza birçok kesimlerde gereken değer verilmiyor maalesef.Bizim ülkemizde de birçok kadın cinayetleri, kadına şiddet toplumumuzun kanayan yarası.
Aslında Türk kadınları medeniyete Yüce önderimiz Atatürk sayesinde Avrupalı kadınlardan önce ulaşmıştır.Kadın haklarında yasal olarak çok büyük iyileşmeler sağlansa da geçmişin izleri günümüze de kadar taşınmıştır toplumumuz tarafından.Yüce önderimiz Atatürk Türk Kadının, Türk Cumhuriyetinin var olmasında büyük bir katkıya sahip olduğunu savunmuştur. Hiç şüphe yok ki; tarlayı eken, çifti süren, ormandan odun kesip getiren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla birlikte sırtlarıyla, kağnısıyla, kucağında yavrusuyla yağmur dememiş, çamur dememiş, kış dememiş, sıcak dememiş, savaşta cephanelerde mermi taşımış Türk ordusunun yanında yer almış olan Türk kadınlarımızdır. İşte bu yüzdendir ki; Sevgili Atamız "Türk kadınına her alanda güvenmelisiniz. Onlar anne olmasını, gerçek bir anne olmasını bildikleri kadar medeni alemin her branşında da üstün yetenekleri ile birer uzman olmasını bilecek kadar çalışkandırlar, inançlıdırlar ve gayretlidirler." demiştir. Atamız saygıdeğer kadınlarımızı, Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onlardan daha üste çıkacak bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmemiş ve buna kesinlikle inanmıştır.Bize de düşen Atamızın bu inancına ve güvenine layık olmalı; Türkiye´nin gelişmesi, refah seviyesine ulaşması ve daha aydınlık yarınlara taşımamız için erkeği ile birlikte daha çok çaba ve gayret içinde olmalı, umutla birlikte çok çalışmalıyız. Görsel Kaynak:blog.milliyet.com yasatilansozler.blogspot.com

3 yorum:

Cafe Tigris dedi ki...

Çok güzel bir yazı . Bir acının anması olur kutlaması olmaz

Mehtap dedi ki...

Teşekkür ederim cafe Tigris.Ben zaten bu tür kutlamaların bir güne sığdırılmasına karşıyım.Her gün kadınlara değer verilmeli,anlam ve önemi bilinmeli.Hakları verilmeli.Sevgiler...

Söz Sanatı dedi ki...

Ne yazık ki durumumuz pek iç açıcı değil... Biz farkına bile varmadan sahip olduğumuz haklarımızın çoğu yok olmuş gitmiş. Hakim zihniyet en çok kadın ve cinsellik konusuyla meşgul... İşin en çirkin yanı ise birrr sürü kadından da destek bulmaları. Bunu çok sık söylüyorum, sanırım elimden gelen başka bir şey olmadığından. "Sonumuz hayrola..."