26 Nisan 2009 Pazar

Kurt Seyt & Murka...Hayatın İçinden...

Hikayeyi mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacağım. Ama anlatamadıklarım arasında da o kadar çok acılar ve duygu yoğunluğu var ki. Romandaki hayat sizi gerçekten içine çekiyor. Sanki o insanlarla o hayatı sizde yaşıyorsunuz. Kurt Seyt' e çok acıdım. İçim burkularak ve yine tabii ağlayarak okudum bu kitabı da. Bazen bu ağlamalarım metroda okumalarıma denk geldi. Gözlüğümün altından mendille gözyaşlarımı sildim etrafıma sezdirmemeye çalışarak. Umarım kimse farketmemiştir. Çünkü okurken kendimi öyle kaptırıyordum ki, çevreyi görecek halim yoktu. Buna rağmen elimden de bırakamadım. Her fırsatda okumak istedim.

Kurt Seyt'in hayatı acılarla, özlemlerle, kırgınlıklarla, mücadelelerle dolu. Hep kendi hayatından vermiş. Benim gönlüm isterdi ki; keşke Kurt Seyt ve Shura birlikte bir ömür paylaşsalarmış. Çünkü zaten vatanlarından, tüm sevdiklerinden uzakta olmanın verdiği acı ve elemle aynı duygu yoğunluğunu yaşıyorlardı. Birbirlerinin acılarını, özlemlerini, hüzünlerini aşkları ile bütünleştirip birbirlerinin yaralarına merhem oluyorlar, teselli buluyorlardı. Üstelik hayata bakış açılarının da aynı olması birbirlerini daha iyi anlamalarına en büyük etkendi.

Shura'dan sonra Seyt'in acılarına, hüzünlerine sürekli yenileri eklendi. Sonu da trajedik bitti maalesef. Kurt seyt'in duygularını, içindeki fırtınaları hiçbir zaman anlayamamış ve de paylaşamamış bir insan olan Murka onun bu acı sonunun sebebi diye düşünüyorum. Bu konu da Murka'yı suçlamıyorum tabii ki. Kader işte. Murka Seyt'in ruhunda kopan fırtınaları hiçbir zaman anlamadı, anlayamazdı. Ama anlayış gösterebilirdi. Kurt Seyt'i acılarıyla, hüzünleriyle, özlemleriyle, yaşam tarzıyla kabul etmeli ve ona mutlu olduğu şekilde ayak uydurmalı idi. Hep çıkmaza sokmamalıydı...

Yalnız Murka'da Kurt Seyt'i çok sevmiş. Ben kitabı okuduğumda dışarıdan bunu görebiliyorum ve eleştirebiliyorum ama olayların içinde olunduğunda tablonun bu acı yüzünü göremeyebiliyor insan. Eminim Murka'da bunu öncesinden görebilmiş olsaydı, sevdiği insanın daha iyi bir hayat sürmesi, mutlu olması için elinden geleni yapardı.

Kitabın Özetine kısaca değineyim:

1924 Baharında Kurt Seyt Shura’ dan ayrıldıktan sonra Murka’sı (Mürivet) ile yeni bir hayata başlar. İstanbul’da Beyoğlu’nda Kırım Lokantası açar. Karısı Kurt Seyt’in bu Beyoğlu’ndaki canlı, cıvıl cıvıl hayatına ayak uyduramamaktadır. Sürekli itirazları olur. Bu arada Murka hamile kalır ve doğum zamanına yakın annesini yanına almak ister. Bunun üzerine Murka’nın annesi Emine onların evine taşınır. Kurt Seyt ise zaten baştan beri Mürivet'in ailesi ile anlaşmazlık içinde olduklarından evde çatışmalar başlar. Mürivetin annesi damadını hiçbir zaman anlayamamaktadır. Bu çatışmaların ardından Kurt Seyt evden bir süreliğine ayrılır. Bu arada aileye Leman isminde bir kız çocuğu katılır. Seyt'i bulup evine getirirler. Zaten bu bebek Kurt Seyt'in de hazırlıksız olduğu ve beklemediği bir gelişmedir. Doğum ile birlikte evde kendini terk edilmiş hisseden Kurt Seyt bir süre yine evden uzaklaşır. Mürivet bazen kendisi bazen Kurt Seyt’in akrabaları yardımı ile kocasını bulur, evine getirttirir. Mürivet’in annesi de evdeki huzursuzluktan dolayı kızlarını da yanına alarak başka eve taşınır. Bu arada da ilkbahar biter yaz başlar. Beyoğlu’undaki lokantası canlılığını yitirmektedir. Bu sırada müşterilerinden biri olan Rum Yorgo’nun teklifi ile beraber Caddebostan’ da bir deniz gazinosu açar. İşler iyi gitmektedir. Mürivet(Murka) kocası ile beraber hiçbir zaman o eğlenceli hayata ayak uyduramamıştır ve eşini de bu hayattan uzaklaştırmak istemekte ve bu konu da baskılar yapmaktadır. Yaz sonuna kadar deniz gazinosu hareketliliğini korumaktadır. Yaz sona erer. Caddebostan’dan ayrılma vakti gelmiştir. Deniz gazinosuna getirmiş olduğu tüm eşyalar kendi Beyoğlu gazinosuna aittir. Ortağı ile anlaşmalarına göre sadece arsa ortağı yorgoya, tüm eşyalar, işletmesi Kurt Seyt ‘e aittir. Kazanç ortaktır sadece anlaşmaya göre. Ancak ayrılırken eşyalarını geri götürmesi üzerine ortağı sıkıntı yaratır ve eşyalarını vermek istemez. Ayrılırken ortağı ile düştüğü bu anlaşmazlık üzerine Seyt iyice hiddetlenir ve Yorgoyu da iyice hırpaladıktan sonra eşyalarını bırakır ve kazandığı onca parayı da yorgonun suratına serperek beş kuruş almadan oradan ayrılır. Bu şekilde varını yoğunu kaybeder. Bu olay üerine başka işler arar. Yaptığı kısa süreli işlerle tekrar küçük bir lokanta açar. Bu arada Kurt Seyt’in Amerika’ya gitme hayalleri vardır. Buradan biriktireceği parayla Leginatsa düşlerini gerçekleştirmeye çalışır. (Leginatsa, Rusya’dan Türkiye’ye göçen insanları Avrupa ve Amerika’ya göçünü sağlayan bir dernektir. Biriktirdiği paralarla Leginatsa’ya başvurur ve konuyu Mürivet’e açar. Ama Mürvet buna kesinlikte kabul etmez. Bunun üzerine Seyt’in bu hayalleride suya düşer Hatta Leginatsa’da onlara sıra gelmiştir, ama gitmezler. Bu başvuru içinde varını yoğunu harcamıştır. Lokantayı devreder. Aynalı Çeşme’deki evlerinde Mürivet’in annesinin yakınındaki bir eve taşınırlar. Kurt Seyt işsiz kaldığından hazır paralarını yemektedirler. Mürivet bu arada tekrar hamiledir. Ama Kurt Seyt’e bunu söyleyememiştir. Mürivet kocasının hayallerini yıkmış hem de hamileliğini gizlemiştir. Bir gün kocasına hamileliğini söylemeye karar verir ve söyler. Buna karşılık Kurt Seyt çok büyük bir tepki gösterir. Çünkü herkesin haberi vardır, ama kendisinin haberi yoktur. Kendisini aldatılmış hissetmektedir. Karısından hemen bu çocuğu aldırmasını ister. Mürivet doktora gider. Bunun olamayacağını öğrenir ve kocasına söyler. Kurt Seyt bunun üzerine, bir şeyler yapması gerektiğine karar verir. Gaz satmaya başlar. Bu sırada ikinci çocukları Şükran dünyaya gelir. Ama artık ekonomik sorunlar iyice büyümüştür. Bir gün Beyoğlu’nda arkadaşlarından birisi ile karşılaşır. Onun teklifi ile ailesine haber vermeden Veli Efendi’de çalışmaya gider. Mürivet kocasının bu gidişi üzerine perişan olur, ancak hiçbir ipucu bulamaz. Bir gün Aziz isminde birisi kocasından haber getirir. Böylelikle kocasının yerini öğrenmiş olur. Aralıklarla bu kişiden kocası ile ilgili bilgiler gelir. Bir gün Kurt Seyt Mürivet’i yanına çağırır. Mürivet hemen ertesi gün yanına çocukları ve annesini de alarak Veli Efendiye kocasının yanına gider ve beraberce geriye dönerler. Akrabası Yahya’nın yardımı ve biriktirdiği paralarla küçük bir lokanta daha açar. Kurt Seyt, Vapur İşletmelerinin sahipleri Mehmet ve Osman Beylerle yaz için Altınkum’da bir plaj-restoran kurma kararı alırlar. Yazın başlaması ile beraber bu gazinoyu hemen açarlar. Mürivet Zaman zaman çocukları ile gelir. Bu eğlence anlayışına alışmaya başlamıştır ne de olsa. Mürivet, Seyt'in Aluşta’daki ailesine bir gün mektup yazmak ister. Seyt'ten adresi alıp mektubu yazar ve gönderir. Mektuba bir süre sonra cevap gelir. Gelen cevap çok sade ve anlamsızdır. Mürvet sevinmekle birlikte buna anlam veremez. Baba Eminof'un Seyt'in adını anmaması daha da düşündürmüştür. Ancak yine de bu sevincini Seyt'le paylaşır ve düşüncelerini de Seyt'e açar. Seyt' te gelen giden mektupların incelendiği için detaylı yazılmadığını söyler ve kendisinin de bu konuda dikkatli davranmasını ister. Bu böyle birkaç defa tekrar eder. Sovyet yönetimindeki baba Eminof çok mutludur. Ancak bu haberleşme bir süre sonra Eminof ailesine zarar vermeye başlar. Hatta sonunda Kurt Seyt’in kardeşi ve eşinin öldürülmesine neden olur. Aluşta’da bunlar olup bitince mektuplarda kesilir. Kurt Seyt, kış için Pera’da yeni bir lokanta açar ve buradan da iyi para kazanmaya başlar. Buranın yakınlarında bir eve taşınırlar. Çocukları iyi bir hayat sürmektedir. Yazın başlangıcı ile beraber bir arkadaşı ile beraber Tarabya’da Maksim gazinosu açarlar. Bu gazino kısa bir süre sonra belli başlı bir eğlence yeri olur. Varlık artmaya ama huzur azalmaya başlamıştır. Mürivet kocasının çok içtiğini bahane ederek devamlı sorun çıkarmaktadır. İçki ise, Kurt Seyt’i rahatlatan, geçmişe hem yaklaştıran, hem de uzaklaştıran yegane bir araçtır. Bu çatışmaların sonunda Kurt Seyt bütün işi devreder. O şaşalı yerden taşınırlar. Eşinin yanında bulunacağı ve çalışmayacağı kararını alır Kurt Seyt. Yine hazır para yeme zamanları gelmiştir. Zamanla eldeki avuçtaki eriyip gitmiştir. Bunun üzerine Kurt Seyt çalışması gerektiğini görmektedir. Hayatları böyle inişli çıkışlı, acılı, sıkıntılı geçmektedir. Bu her yaşanan olay Seyt'in hayatında derin yaralar açmakla birlikte yine de ailesine bağlılığı ve eşine olan sevgisi için çok mücadele vermektedir. Bu zorlu hayatlarında Mürvet'te işe girmiş eve katkıda bulunmaya başlamıştır. Bu sırada Mürvet iş kazası geçirir ve küçük parmağını kaybeder. Bu Seyt'i daha da kahreder. Kurt Seyt son şansını Ankara'da denemiştir. Orada da bir süre lokanta işletmeye başlamış ve burada bulunduğu süre içinde eşine nerede olduğunu bildirmemiştir. Kendini toparladıktan sonra Mürvet'e mektup yazar derhal Ankara'ya gelmesini ister. Mürvet işini bırakıp çocukları ile Ankara'ya gelir. Kurt Seyt Ankara'da lokanta işinden sonra da halı ticaretine başlar. Kayseriden halı alıp Ankara'da satmaktadır. İşte böyle bir zamanda Kurt Seyt yine Kayseri’ye gitmiş malzemelerini almış Ankara’ya dönüyordu. Tren yoluna düşen bir çığ ile iki gün yolda kaldılar. Kompartmanındaki genç ve çocuklu bir kadının perişan durumuna dayanamayarak kadına kendi paltosunu vermişti. Bu olay onun hayatında olabilecek en zor durumlara düşmesine neden olmuştu. O iyilik yapmıştı, ama kendisine yapabileceği en büyük kötülüğü de yapmıştı. Bunun üzerine zatüree oldu. Bu hastalık onun hayatında bir daha düzen kurulamamasına ve sağlığını kaybetmesine neden olmuştu. Bir daha iyileşemedi, İstanbul’a döndüler. Yine iyileşemedi. Hastalıktan, eşinin geliri ile geçinmek, işe yaramamak ve de tedavi masrafları yaşama arzularını öldürdü. Hayata bağlılığını koparttı. 25 Ekim 1945 ‘de bu hayata daha fazla devam edemeyeceğine karar verdi ve intihar etti.

Hikayeyi mümkün olduğunca kısa tutmaya çalıştım ancak o kadar çok yaşanmışlıklar var ki, daha nasıl kısaltabilirdim bilemiyorum. Okunmasını tavsiye edebileceğim mükemmel bir kitap.

11 yorum:

meleklerim ve ben dedi ki...

Hayat insanın karşısına beklemediği olayları da sunuyor bazen Mehtapcım.
Güzel bir kitapmış tavsiyen için teşekkürler.

nilay dedi ki...

Nermin Bezmen ismi nedeniyle okumak istemesemde çok fazla methini duydum. Sanıyorum bir kitabını okumayı deneyeceğim.
Sevgiler

nilay dedi ki...

bu arada uyarını dikkate aldım arkadaşım ve yazının fontunu değiştirdim. Teşekkürler

mehtap dedi ki...

Haklısın Dilekçiğim,Allah iyiliklerle,güzelliklerle karşılaştırsın canım.Rica ediyorum.sevgiler çok öpüyorum.

mehtap dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
mehtap dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
mehtap dedi ki...

Sevgili Nilay,
bende önyargı ile yaklaşmıştım ama gerçekten sürükleyici ve çok emek verilmiş kitapları.kesinlikle tavsiye ediyorum.sevgiler.

Banu Durgunlu dedi ki...

Nermin Bezmen'i çok severim...Tüm kitaplarını okumuştum...Sağol canım hatırlatma için:))Sevgiler...

meltem dedi ki...

bir solukta ve 3 günde bitirmiştim çook sevmiştim bu kitabı:)

Adsız dedi ki...

Beğenmedim. Yeni SezondaDizi nasıl ilerleyecek merak ediyorum

Adsız dedi ki...

Olay guzel fakat nermi bezmen in kalemi berbat hevesle aldım kitabi okuyamadim