
Cenabı Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve dostlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum.Mekanı cennet olsun inşaallah.
Rıfkı Hocamızın resmi:www.kalem.biz/

2040 Amerika İslam Cumhuriyetini Carrefour'da gördüğümde ilgimi çekip almıştım.Kitabı biraz okudum ve gerçekten ilginç bir kitap.Okurken keyifle de okuyorum ama benim kitap tutkumdan nerede veya kimde bir kitap görsem gözüm doymuyor.Aaa bunu da okumalıyım diyorum.Resmen gözüm kalıyor, gördüğüm kitapta..Bu derece tutkunun hastalık olduğunu düşünüyorum.Herşeyin bir dozu olmalı.Bana kalsa karanlıkta bile kitap okuyacağım.Neyse bu kitabımın ise çoktan bitmiş ve yorumlarımı sizlerle paylaşmış olmam gerekiyordu ama bu kitabın kaderinden olsa gerek; okumaya başlıyorum, birilerinde veya bir yerlerde ilgimi çeken bir kitap görüyorum.onu alıyorum ve bu kitap nasıl olsa benim, elbet birgün okurum düşüncesiyle onu bir kenara koyup emanet aldığım o kitabı okuyup, geri yerine iade etmek istiyorum.Gerçi yan kolonda gördüğünüz kitapların yorumlarını henüz yapamadığım için huzursuzluk da duyuyorum.Kitap yorumlarıma daha çok ileride okuduğum zaman bende nasıl etki bıraktığını ve kitabın içeriğini daha net hatırlamama yardımcı olacağı düşüncesi ile değinmek istiyorum.Bana göre her kitap okunmaya değer.Hepsinde kendimizi bambaşka bir dünyanın içinde buluyoruz.Amerika İslam Cumhuriyeti kitabımı da bitirmek için sabırsızlanmama rağmen emanet aldığım kitapları okuyup bir an önce teslim etmek adına sürekli geciktiriyorum ve de erteliyorum.Bu hafta yine bir arkadaşımın masasında kitap gördüm incelerken "al oku, nasıl olsa sen benden çabuk okuyorsun" dedi. "tamam" dedim.Bir süre düşündükten sonra "yine Amerika İslam Cumhuriyeti kitabım ertelenmek durumunda kalacak" diye, Bu sefer kendime hakim olup, arkadaşıma "elimdeki kitabı bitireyim öyle alayım" dedim.Oda tamam sen bilirsin dedi.bakalım ne zamana bitirebileceğim.Artık bitirmeliyim şu kitabı.Kendi kendime söz veriyorum, en kısa zamanda okuyacağıma dair.herkese sağlıklı,hayırlı, mutlu, verimli ve de bol okumalı bir hafta sonu ve hafta diliyorum.
Yukarıdaki fotoğrafta görülen bilekliği de yine ben yaptım. Bu bilekliği yapalı da aylar oluyor. Ama ben fırsat buldukça yayınlamaya çalışıyorum yaptığım çalışmaları da. Bilekliğime gelince kendilerini, renk cümbüşünü sevenlerin beğenisine sunuyorum. Elimde kalan kırık yarı değerli taşları harmanlayarak, değerlendirmek adına yaptım. Sonucu görünce bende beğendim. Bu tür çalışmaları yaparken ortaya nasıl birşey çıkacağını; çıkacağını bilsem bile beğenip beğenmeyeceğimi bilemiyorum. Yani öncesinden tasarlamıyorum çok zaman. Bu da öyle çalışmalardan biri işte. Bileğimde şıkır şıkır, hoş, beni rahatlatan bir duygu uyandırıyor. Taşlarımın yanı sıra iri bakır zincir, mum ip, bakır ara pul aparatlar, klips vs. kullandım. Bu arada taşlarımın arasında ametist, turkuaz, mercan, akik, cam boncuklar var. En güzel tarafı da elinizde kalan ufak tefek parçaların ziyan olmaması ve bu şekilde değerlendirilerek güzel sonuçlar ortaya çıkması sevindirici oluyor benim için...Yine yazımı noktalarken herkese sevgi dolu, sağlıklı, bol verimli bir hafta diliyorum....
Herkese hayırlı bir hafta dileyerek, yine kendimi şikayetle başlıyorum yazıma. Mevzu çok, yazacak çaba yok bende.Öncelikle bu yeşim taşı kolyemi yapalı da aylar oldu. Fakat resmini çekmek bayağı zamanımı aldı. Ayrıca mevzu olacak konularda da birçok resimler çekilmiş, bilgisayamdaki bir dosya da kullanılmayı bekliyorlar.Ya o resimler de zaman aşımına uğrayacak, ya da ne zaman sıra gelir ise o zaman burada yerini alacaklar.
Evet bu bebeğimle de huzurlarınızdayız efendim. Bu bebeğimiz çok daha güzel oldu. Ayrıca Aslı bebekten de, Kübra bebekten de biraz büyük oldu. Resimde pek farkedilmiyor ama.Yüzü benim çok hoşuma gitti. Gözlerini ben çok beğendim mesela. Şu an işyerimde bir arkadaşımın kızı içinde örüyorum. O bebeğimizi sevgili hayal arkadaşımızdan aldığım amigurumi gözlerden kullandım ama biraz acemi olduğum için galiba yüz kısmını pek beğenmedim ben. Bitince onu da tabii ki burada paylaşacağım ve kararı siz vereceksiniz. Bu arada bu bebeğimizi üç günlük yılbaşı tatilimizi fırsat bilerek, Cumartesi günü geç saate kadar oturup, ördüm ve bitirdim, Umut filmini izlerken. Film ise Şubatta gösterime girmiş biz ancak izleyebildik. Yerli filmlerde en çok etkilendiğim film babam ve oğlumdu ama Umut filmi beni çok daha fazla etkiledi. İnsanın yüreği dayanmıyor. Allah kimseye çaresiz dertler vermesin. Konusunu birçok kişi biliyordur herhalde. Yazımı uzatmamak adına konusundan bahsetmeyeceğim ama izlemeyene mutlaka tavsiye ediyorum bu filmi. Çok etkilendik ve çok ağladık ya. Gözyaşlarımdan dolayı gözlerim yanıyorken bir de ben bu bebeğimizi örmeye çalıştım iyi mi? Başladığım birşeyi mutlaka sonlandırmadan rahat edemiyecek bir yapıya sahip olmamdan ve de sabaha kızlarım uyandığında sevinsinler istememden dolayı. Koltuğun üzerine ise sabah kalktıkları zaman kızlarımın göreceği şekilde koydum. Nitekim minik kızım sabah görmüş ve eline alarak doğru odalarına gidip, "İyem İyem kalk, bak, annem bebeği bitirmiş"dedi. Bende onların şamatasına uyandım tabii ki. Zaten Deren'ciğimizi hafta içi zor kaldırıyoruz. Hergün kaldırabilmek için farklı taktikler kullanıyoruz ama hafta sonu da erkenden kalkıyor minik kuzumuz. Bebeğin elbisesini de sonradan ördüm yine. Farklı kıyafetlerde örülebilir. Bu şekilde daha hoş oluyor. Dediğim gibi örmek çok keyifli ama, sadece beni saçları oyalıyor. Bu arada aynı renk tonlarını kullanmamın nedeni ise elimdeki ipleri değerlendirmek istememden kaynaklanıyor. Zaten hediyelik de ördüğüm için farketmiyor. Çalışıyor olduğum içinde fazla malzeme edinmek istemiyorum, sadece elimdekileri tüketmeye çalışıyorum haliyle...
Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Her yeni yılın insana getirileri olduğu gibi götürüleri de mutlaka vardır. Yeni bir yıl çocuklar için bir heyecan, bir umut. Ben çocukken 2000 yılında "28 yaşında olacağım. Ne kadar büyük bir yaş ve ne kadar çok zaman var" derdim. Bugünse inanılmaz bir şekilde zaman su gibi akıp gidiyor. Şu 10 senenin nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Aslında ben yeni yılda insanların coşmasını, taşkınlıklar yaparak abartılı bir şekilde eğlenmelerini de hiç anlayamamışımdır. Her yeni yıl bizi bir yaş daha yaşlandırıyor ve ölüme daha çok yaklaştırıyor. Bunun eğlenilecek bir tarafını göremiyorum. Yeni bir yıla girerken bizim Rabbimizden önümüzdeki yıllar için sağlıklı, mutlu, huzurlu, başarılı, verimli bir hayat sürebilmemiz için dua etmemiz, sevdiklerimiz ve çevremizdekiler için de böyle temennilerde bulunmamız gerekir diye düşünüyorum. Önemli olan arkamıza şöyle bir baktığımızda, ben geride ne bırakıyorumun muhasebesini yapabilmemizdir. Aslında her yeni gün, her yeni yıl bize yeni bir hayat yeni bir fırsattır. Bu fırsatları da en güzel, en anlamlı ve verimli şekilde değerlendirmeliyiz. Bu hayatta sağlığımız, huzurumuz yerinde olduğu sürece, kalbimizden sevgiyi de eksiltmeden ,hayata güzellikler katacak verimlilikte, bize sunulan bu yaşamı en iyi şekilde değerlendirmeli ve şükretmeliyiz. Çünkü hayatın insana neler getireceğini hiç kimse bilemez. Geçmişimizde keşkelerimiz de mutlaka vardır. Aslında bu keşkelerimizi de hayatın bize sunduğu bir hayat dersi olarak görürsek kendimize daha çok çeki düzen veririz. Hiç kimse dört dörtlük değildir. Herkesin hayatı boyunca hataları, eksik yönleri mutlaka vardır. Onları da hayatın akışında olması doğal, olağan bir süreç olarak görürsek, geleceğimize ışık bile tutabilir bu keşkeler. Her yaşanmışlıklar bizi daha çok olgunlaştırmalı, geliştirmeli, hatta hayata daha çok bağlamalı diye düşünüyorum. Yeter ki Cenabı Allah elem keder vermesin. Her zaman söylediğim gibi her şeyin başı sağlık ve huzur. Sağlığımız ve huzurumuz yerinde olduğu sürece gerisi sadece biz insanlara kalıyor. Yeni bir yıla, yeni bir hayata bu çerçeveden bakılması dileklerimle, herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu ve sevgi dolu nice seneler dilerim.
Kübra bebekte arşivimde yerini aldı sonunda. Çok şirin bir bebek oldu. Elbisesini sonradan ördüm ve istendiğinde çıkartılıp değişik kıyafetlerde denenebilir. Dediğim gibi kızlarım bayılıyorlar. Özellikle değişik kıyafetler ördüğüm zaman daha çok hoşlarına gidiyor. Ayrıca hep bebek ördüğümünde farkındayım ama kız çocuğu olunca ilgi ve istek daha çok bu yönde oluyor haliyle. Bu vesile ile bende bayağı hızlandım bebek örme konusunda. Sadece saçlarını yaparken sıkılıyorum ve beni çok oyalıyor. Onun dışında diğer tarafları zevkle örüyorum. Şimdi elimde bir bebek daha var bitmek üzere. O bebek, bu bebekten de, Aslı bebekten de biraz büyük oldu. Minik kızım onun adını da Mettap koydu. Artık yetsin diyorum ama doymuyorlar. Aslında arkadaşlarımın da çocuklarının çoğu kız ve onlara da hediyelik örmek istiyorum ama ne zaman ördüğümü görseler sahipleniyorlar. Bu arada değişik oyuncaklar da örsem iyi olacak ama becerebilir miyim onu da bilmiyorum. Ayıcık olma yolunda bir oyuncağın baş kısmını ördüğümden ve bittiğinde burada yayınlayacağımdan bahsetmiştim ama gövdeyi örmeye bir türlü elim varmadı. Çocukların oyuncak sepetinin içinde o hali ile bekliyor. Galiba ben de bebek örmekten daha çok haz alıyorum gibi...Örgü her zaman beni dinlendiren eğlence olduğu için fırsat buldukça elime alıyorum ve bu şekilde değerlendirebilmek de beni mutlu ediyor. Yakında Mettap bebek de buradaki yerini alacak. Herkese sağlıklı, hayırlı, mutlu, huzurlu bir hafta diliyorum...
Yazılacak,konuşulacak o kadar çok şey var ki, ama neye yarıyor. Maalesef son zamanlarda ülkemizde yaşanan kaos beni de son derece huzursuz ediyor. 
Sevgili çocukla çocukta, ekmek makinasında pastane yapımı poğaçaların fevkalede olduğunu okuyunca bende denemek istedim.Doğrusunu söylemek gerekirse her tür tarifleri denememe rağmen yumuşak poğaçalar yapamıyordum.Hamuru mayaladığım halde çok da yumuşak olmuyordu. Buna rağmen çok da kötü olduğu söylenemezdi. Ancak benim teyzemin çok güzel poğaçaları olurdu. Çocukken yediğim halde tadı damağımdadır hala. Teyzem sırf süt ile mayalardı ve yumuşacık ve de içi pamuk gibi olurdu. Lezzetini zaten söylememe hiç gerek yok. Bende teyzemin tarifi dahil birçok tarife göre yaptığım da aynısını yakalayamadım hiçbir zaman. Bunu arkadaşlarımla paylaştığımda onlarda poğaçaları yapıp fırına vermeden önce tepside de bi 15-20 dakika daha mayalamam gerektiğini söylemişlerdi. Sevgili çocukla çocuğun tariflerinde onların da tepsiye poğaçaları yapıp koyduktan sonra 15 dakika fırına vermeden önceden beklettiklerini okudum. Hem bu ince ayrıntıya dikkat etmemle, hem de ekmek makinasında mayalanmasının da etkisiyle sanıyorum hayatım boyunca ilk kez o inanılmaz lezzetteki poğaçaları yapabildim sonunda. Sevgili çocukla çocuktan ilk kez poğaçaların yüzeyine pekmez sürüldüğünü de öğrendim. Bende evde keçiboynuzu pekmezinden sürdüm.
Merhabalar Herkese. Yine bir takı modelimle karşınızdayım. Takı konusunda değerli taş takıntımdan daha önce bahsetmiştim ve maliyetininde yüksek olduğundan da.O nedenle taşlara sık yer verememiştim. Sonunda arzu ettiğim birkaç taşa sahip oldum. Tabii devamı da gelecek bunun inşaallah.Çünkü çok seviyorum doğal taşları. Benim içinde çok değerliler.Takılarım için emek harcıyorsam buna değsinde istiyorum.İlk sırada mercan taşı kolyemle huzurlarınızdayım şimdi de.Yine daha önceleri turkuazdan kolye yapmıştım ve çok severek kullandığımdan da bahsetmiştim. O nedenle bu kolyemin tasarımını da ona benzettim.Ancak bu kolyemin aralarına yıldız taşı da ilave ettim. Yine çok sevdiğim ve keyifle kullanacağım bir kolye oldu. Daha başka kolyelerde yaptım ancak fırsat buldukça onlara da yer vereceğim.Onların tasarımı daha farklı oldu.
Evet arkadaşlar uzun zamandır okuduğum kitaplardan bahsetmemiştim.Ama birçok konuda yazamadım ve bu nedenle de yine birçoğu zaman aşımına uğradı diyebilirim.Yeri geldikçe ve fırsat buldukça aklımdakilerden yine bahsetmeye çalışırım. Uzun zamandır Vampir ile bir genç kızın aşkını anlatan Stephenie MEYER'in serilerini okumaktaydım.Kitaplar çok güzel ve sürükleyici. Elimden bırakmak istemedim ve her an okuyabilmek için fırsat kolladım diyebilirim ama buna rağmende elimde özellikle son serisi Şafak Vakti bayağı bir uzadı vakit bulamamaktan.